Ara

“Kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oyun oynar.” Garry Landreth

Çocuk gelişiminin en önemli parçalarından biridir “oyun oynamak”. Çocuklarda duygusal, sosyal, bilişsel ve fiziksel gelişimin temelinde oyun oynamak vardır ve oyun çocuğun öğrenme yolculuğundaki en büyük destekçidir. Çocuklar gerçek hayatta uyguladığı pek çok bilgiyi oyun yolu ile deneyimler ya da öğrenir. Çocuklar için oyun kendilerini ifade edebilecekleri bir araçtır. Oyun oynayan çocuk problem çözme becerilerini geliştirerek kendi yeteneklerini keşfeder. Bunun yanı sıra; diğerileri ile iş birliği içinde çalışma, paylaşımda bulunma, hayal gücünün gelişmesi gibi pek çok beceriyi geliştirir. Ebeveynleri ile oynadığı oyunlar ise; ilişkilerini güçlendirir, paylaşımın artmasına yardımcı olur, çocuğun ebeveyni ile kaliteli vakit geçirmesine olanak sağlar.
Ebeveynler için ise oyun çocuklar kadar keyifli olmayabilir. Günlük yaşamdaki koşuşturmacalar, yerine getirilmesi gereken sorumluluklar ile birlikte çocukluğumuzdaki önemini kaybetmeye başlar. Bazı yetişkinler “Ben oyun oynamayı bilmiyorum” derken, bir kısmı ise çocuklar ile oyun oynarken çocuktan daha çok oyunun içinde yer alır. İşin aslı, oyun oynamanın bir kuralı yoktur, illa yaratıcı bir şey yapmak, arabaları sürmek ya da evcilik oynamanız gerekmiyor. Çocuklar zaten kendi ihtiyaçlarına göre kendi oyunlarını seçiyorlar. Böylelikle onları yönlendirmeniz ya da nasıl oynayacaklarını söyleyerek oyun kurmanıza gerek kalmıyor.
Saatlerce oyun oynamanıza gerek yok. 15 dakika dikkatinizi çocuğunuza ve oyuna ayırmanız, 1 saat telefon veya diğer işleriniz ile birlikte oynadığınız oyundan çok daha kalitelidir. İlla oyunun içinde olmak zorunda değilsiniz. Bazen onların yaptığı şeyleri yansıtmak, çocuğunuzun oyun sırasında hissettiği duyguları görmek ve paylaşmak da oynanan oyundan keyif almaları için yeterli olacaktır. “Arabalarınla oynamayı seviyorsun/bebeğini besliyorsun, böyle oynamak seni mutlu ediyor” gibi.. Bazen ebeveynler bu şekilde oyuna katılırsam çocuğum sıkılır diye düşünür. Tam aksine çocuklarınız ile oyun oynarken durumu ve duyguyu yansıtmanız onların kendilerini anlaşılmış hissetmelerini destekler ve oyunlarını kendi ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirmeleri için de onlara fırsat tanır. Sizi oyuna katmak istediğinde ise; “Peki, nasıl oynamamı istersin?” diyerek ona sorabilirsiniz ve onun sizi oyun içerisinde yönlendirmesine izin verebilirsiniz.

Bazen sadece seslerle, jest ve mimiklerle de eşlik etmek yeterli olacaktır. Örneğin tren ile oynarken “çuff çufff” diye ses çıkarmak. Aralarda alkışlamak, bebeğine yemek yedirirken yemek yeme sesi çıkarmak ya da onlar araba sürerken motorun çıkardığı sesi çıkarmak gibi… Tabi bunu yaparken dikkat edilmesi gereken şey çocuğunuzun izin vermesidir. Eğer siz seslerle eşlik ederken yapmamanızı söylerse lütfen durun.

İlla onun istediğini oyunu mu oynamak zorundayız? Her oyundan keyif almak zorunda da değilsiniz. Hiç istemeden oyun oynadığınızda zaten çocuğunuz da bunu anlayacak ve oyun onun içinde keyifli olmayacaktır. Tam da böyle zamanlarda çocuğunuza, “Ben bu oyunu oynamak istemiyorum ama haydi gel birlikte başka bir oyun seçelim” diyebilirsiniz. Birlikte oynamaktan keyif aldığınız bir oyunu oynayabilirsiniz.

Günün her saati birlikte oyun oynamak istemeyebilirsiniz. Dinlenmek ve kendinize vakit ayırmak en temel hakkınız. Tek başına oyun oynayabilmek, tek başına etkinlikler yapmak da çocuğunuzun öğrenmesi gereken bir beceridir. Sıkılıyorum diyebilir ve siz de onu kırmamak için her seferinde eşlik etmek isteyebilirsiniz veya sadece ama üzülüyor ve çocuğumu üzmek istemiyorum, diye düşünebilirsiniz. Bazen bu duygu ile de nasıl başa çıkmaları gerektiğini öğrenmeleri gerekiyor. “Tek başına oynamak senin için keyifli değil biliyorum, işlerimi bitirdiğimde birlikte oyun oynayabiliriz” diyebilirsiniz. Bunu söylemeniz çocuğunuzun da istemediği bir durumda, diğerlerini uygun şekilde reddedebilmesi için örnek olacaktır.

Hem kendinize vakit ayırıp hem de çocuğunuza özel zamanlar oluşturmak, hem sizi hem de çocuğunuzu daha mutlu edecektir.

Saygılarımızla,
Deha Koleji Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi