Ara

Hayata Pozitif Bakan Çocuklar Ve Ebeveynlerin Rolü

Her aile hayata güvenle bakabilen, mutlu bireyler yetiştirmek ister ve bunun olması için ellerinden geleni yapmaya çalışır. Peki, böyle çocuklar nasıl yetişir? Pozitif olmak, nedir?

Pozitif olmak, çoğu zaman iyimser olmak ile karıştırılır; aslında pozitif olmak karşımıza engeller de çıksa, yine aynı özveriyle çabalayabilme ve mücadele edebilme becerisidir. Kişinin pozitif bakabilmesine en büyük engel bilişsel çarpıtmalardır. Mutsuzlukların temelindeki düşüncelerde birçok olumsuzluk yatabilmekte ve bu olumsuzlukların içinde birçok hatalı inanç oluşmaktadır. Düşüncelerimiz olumsuzlaştığında ve çarpıtıldığında duygularımız da etkilenebilir ve bu çarpıtmalar yeterli veri olmadan varsayımlara sebep olabilir. Bilişler, iç ve dış dünyadan gelen uyaranları algı süreçlerine dönüştürür ve yeniden belleğe çağırıp değerlendirir. Çocukların düşüncelerini etkileyen uyaranları ilk aldıkları yer hiç kuşkusuz ebeveynleridir.

Mutlu olmaya, hayata pozitif bakabilmeye dair çoğu zaman yanlış inançlara kapılırız; iyi bir okulda okumak, iyi bir iş sahibi olmak ya da evinin arabanın olması. Aileler çocuklarının iyi bir geleceğe sahip olmasını ister ve bir şekilde çocuğa da yön vermeye çalışır. Burada dikkat edilmesi gereken şey çocukların bireysel özelliklerini, duygusal dünyalarını, eğilimlerini, güçlü ve zayıf yönlerini fark edebilmek olmalıdır. Her çocuk farklı özelliklere sahiptir ve kendine özgüdür. Çocuklar kendileri için konulan her hedefi gerçekleştiremeyebilir. Özellikle, günümüz koşullarında bir yandan aileleri mutlu etmeye çalışıp, bir yandan da akademik alanda başarı göstermeye çalışırlar. Ebeveynlerin bu süreçteki geri bildirimleri, çocukların ilerideki başarılarını ve sosyal ilişkilerini doğrudan etkileyebilir.

Çocuklar sosyalleşirken büyük ölçüde ebeveynlerinden edindiği kuralların değişmeyeceğini düşünebilirler. Örneğin, zamanında ihtiyaçları karşılandığı için anlaşılmış hisseden ve kapsanan bir çocuk “güvendeyim, seviliyorum” diye düşünür, bu doyum özgüven gelişimine zemin hazırlar. İhtiyaçları zamanında karşılanamayan çocuk ise; “güvende değilim, sevilmiyorum” duygusuna kapılabilir ve değersiz biri olduğunu hissedebilir. Aile içerisinde geçimsizlik varsa anne baba sürekli kavga ediyorsa bu çocuğun okul hayatına da yansıyabilir ve okulda dalgın, dikkatsiz, derslere katılmayan bir çocuk haline gelmesini neden olabilir; tembel, yaramaz olarak etiketlendirilen çocuğun ise, “yetersizlik ve değersizlik” düşüncelerinin burada da beslenmeye devam etmesi olasıdır.

Davranışları sürekli eleştirilen, koşul koyularak büyütülen çocuklar “suçluluk” duygusuna kolaylıkla kapılabilir. Bu çocuklar yetişkinliklerinde mükemmeliyetçilik çabası içerisinde sürekli kendilerini eleştirebilir ve yeterince iyi olmadıklarını düşünebilir.

Aileleri tarafından her istedikleri yapılarak şımartılan, kuralsız ve sınırsız büyütülen çocuk ileride sorumluluk almaktan ve çabalamaktan kaçınabilir.

Çocuklar büyürken onların yeteneklerinin, ilgi alanlarının farkında olup onları desteklediğinizde ve ihtiyaçlarını zamanında karşıladığınızda onların kendilerini güvende hisseden ve sevilmeye değer insanlar olduklarını düşünmelerinde yardımcı olabilirsiniz. Çocuklarınızla doğru iletişimi kurduğunuzda, engellerle mücadele etmekten vazgeçmeyen, kendilerine güvenen ve hayata pozitif bakan çocuklar olarak büyümelerini desteklemiş olursunuz. Hayata pozitif bakan çocuklar yetiştirmek umuduyla…

Deha Koleji Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi