Ara

Bir Yaşam Gerçeği: Sınav Döneminde Öğrenci Olmak

“Zor bir dönemden geçiyorum. Sınav senesinde olduğum için kendimi sıkışmış hissediyorum. Bu sıkışmışlık hissi arttıkça, ders çalışmam daha da zorlaşıyor. Ara ara aklıma olumsuz düşünceler geliyor. Böyle olunca inancımı kaybetmişim gibi geliyor. Sanki asla başarılı olamayacakmışım gibi… Biran önce toparlanmam lazım; çünkü zaman hızla benim aleyhime işliyor. Hiçbir şey eskisi gibi değil hayatımda. Zevk aldığım şeylere vakit ayıramıyorum. Bu durum beni çok bunaltıyor. Bir tarafta başarma isteğim, diğer tarafta yapmak istediklerim… Çıkmazdayım. Bir de büyüklerimin beklentileri cabası… Ne yapacağımı bilemiyorum. Keşke bu bir rüya olsa ve bir an önce uyansam…” N.K (Öğrenci)

Yukarıdaki yazı, geçmiş yıllarda öğrencim olan bir gencin, kaleminden dökülen satırlardan kısa bir akıntı. Birçoğunuzun zihninden bunun gibi benzer düşüncelerin geçtiğini tahmin etmek zor değil sevgili gençler. Aslında bu düşüncelerin sınav sürecinden yolu geçen tüm bireylerin yaşamış olduğu bir durum olduğunu söylemek doğru olur.

Yaşam yolculuğunuzun en çalkantılı ve bir o kadar da zor olan yaş döneminde, bir de sınav stresi içerisinde olmanız oldukça zor bir durum. Bir de, bu durumun beraberinde getirdiği başarı hedefiniz ve yakın çevrenizdeki kişilerin size yüklemiş olduğu beklentiler de işin içine girince, bu sürecin sizi bir hayli yoruyor olduğunu tahmin etmek zor değil.

Başarıyla taçlanmış bir sınav dönemi geçirmenin, elbette ki, hepinizin temel hedefi olduğunu biliyoruz. Kuşkusuz ki, hedefe giden bu yolda zihninizdeki tek sorunun “Başarıya ulaşmanın formülü nedir?” olması da beklenen bir sonuç.

Geçmişten günümüze “Başarı” ile ilgili binlerce tanımlama yapılmış. Düşünürlerden filozoflara, bilim adamlarından eğitimcilere kadar birçok kesimden kişinin yorumlamış olduğu bu subjektif kavram, herkesin bakış açısına göre farklılık göstermiş. Dolayısıyla, zihninizde yanıtını aradığınız o sorunun cevabını netleştirmek gerekirse; “Başarının standart bir formülü yoktur.” demek yerinde bir ifade olacaktır.

Sınava hazırlanan öğrencilerin başarı odaklarının incelendiği birçok araştırmada, “akademik olarak bireysel ihtiyaçlara göre çalışmak, motivasyon, başarıya olan inanç, doğru ve gerçekçi hedefler belirlemek” başarının temel taşlarını oluşturmaktadır.

Başarıya ulaşmanın standart bir formülü olmasa da, bu süreçte elbette ki, başarıyı olumlu yönde etkileyen bazı temel faktörler vardır. Hedefine ulaşmış öğrencilerin, başarıya giden yoldaki paylaşımlarına bakıldığında, benzer kriterlerin olduğunu söylemek gerekir.

Peki, başarının olmazsa olmazları, yani, temel kriterleri nelerdir? Birlikte inceleyelim:

“Sınav, başı ve sonu belli olan bir süreçtir.” Bu bakış açısını zihninizde kodlayarak, sınav sürecine güçlü bir adım atın.”
“Unutmayın, hiçbir şey sonsuz değildir. Sınav süreci de, 8 aylık bir zaman zarfını kapsayan dönemde yaşanıp, nihayetinde son bulacaktır. Ve sonrasında siz eski özlediğiniz yaşamınıza tekrar geri döneceksiniz.”

“Ulaşmak istediğiniz hedefi, sürecin başında belirleyin.”
“Rotası belli olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez.”
ifadesi bu durumu en anlamlı şekilde özetleyen sözlerden biridir diyebiliriz; çünkü başarı, kişinin ulaşmak istediği hedef noktasıdır. Hedef belirlemeden başarıya ulaşmak da mümkün olmayacaktır.”

“Belirlediğiniz hedeflerin gerçekçi olmasına dikkat edin.”
“Hepimizin akademik yatırımı birbirinden farklıdır. O nedenle, akademik olarak dinamiklerimize uygun şekilde hedefler belirlemek, bizi hedeflerimize daha kolay ulaştıracaktır. Gerçeğe uygun olmayan hedefler belirlemek, ulaşılması zor zirvelere her girişimimizde yaşadığımız zorluklar gibi, bizi demotive edebilir. O halde, işe önce kendine uygun hedefler belirleyerek başlamalısın!!!”

“Motivasyon sınav sürecin temel yapı taşıdır. Öyleyse, motive olun, inanın ve gerçekten isteyin.”
“İstemek ve inanmak başarmanın yarısıdır”
der hep büyüklerimiz. Aslında oldukça doğru ifade etmişler ve anlatmak istedikleri de şudur: Gerçekten inanır ve istersen, başarı basamaklarının yarısını tamamlamış olursun. Yarısı tamamlanmış olan bu yolu, doğru çalışma ile destekleyerek başarını taçlandırmış olursun.”

“En büyük rakibinizin olumsuz düşünceler ve stres olduğunu unutmayın.”
“Stres anında vücudumuzda kortizol adı verilen bir hormon salgılanır. Bu hormon, beynimizin ilgili alanlarını uyararak bedensel olarak stres tepkilerine neden olur. Sadece bedensel tepkimelere neden olmakla kalmaz, aynı zamanda akademik olarak ihtiyacımız olan, dikkat, öğrenme gibi becerilere de olumsuz yönde etkiler. Bu da, sizleri akademik anlamda olumsuz yönde etkileyecektir. Stresin seni ele geçirmesine izin verme! Unutma, sen stresi yönetemezsen, stres seni yönetecektir!!!”

“Akademik olarak ihtiyaçlarınızı doğru tespit edin ve planlı- programlı çalışın.”
“Hangi derslerde daha başarılıyım / başarısızım?”
“Hangi dersler / konular üzerinde durmalıyım?”
bu soruların cevaplarını bulmadan, ezbere çalışmak boşa kürek çekmek olacaktır. Her birey ayrı bir parmak izi gibidir. Akademik ihtiyaçlarımız ve çalışma yöntemlerimiz de doğal olarak farklılık gösterecektir. O nedenle, başarılı olabilmek için öncelikle, bireysel olarak akademik analiz yapmak ve ona göre çalışma planı ve programı oluşturmak gerekir. Böylelikle, doğru hedefe ulaşmak daha kolay olacaktır. İhtiyacınıza uygun yapılandırılmış programa mutlaka uymaya çalışın.”

“Çalışma ortamını ve şartlarını ihtiyacınıza göre düzenleyin.”
“Fazla uyarandan arınmış, sadece çalışma materyallerinin olduğu bir ortamda çalışmak dikkat odağınızı arttıracaktır. O nedenle, mümkün olduğunca yalın bir alanda olmak, ders çalışmanızı kolaylaştıracaktır. Bir diğer önemli husus ise; ders çalışma esnasındaki oturma pozisyonudur. Yatarak, uzanarak ders çalışmak, beyne “rahatla ve gevşe” mesajını verdiği için, dikkati dağıtacağı gibi, motivasyonu da azaltacaktır.”

“Ekran kullanımını sınırlandırın.”
Telefon, tablet, televizyon, bilgisayar gibi elektronik cihazların içerisinde yüksek düzeyde alfa ve beta ışınları bulunur. Bu ışınlar beyne ulaştıklarında, nöronlar içerisine yerleşerek, başta öğrenme ve dikkat becerileri olmak üzere, birçok yürütücü beyin fonksiyonlarını olumsuz yönde etkiler. Bu da akademik olarak başarıyı aşağıya çeken bir durum haline gelebilir. O nedenle, günlük ekran kullanımı sürenizi, sınav döneminde, en fazla 1 saat olacak şekilde sınırlandırın.”

“Mutlaka kendinize vakit ayırın!”
Sınav döneminde olmanız, kendinizi yaşama kapatacağınız anlamına gelmemelidir. Sınav hazırlık aşamasında, tamamen kendini çalışmaya adayan ve kendilerine vakit ayırmayan öğrencilerin olumsuz duygu yaşadıkları görülmektedir. O nedenle, her gün kendiniz için, kısa da olsa, size iyi gelecek bir şeyler yapmaya çalışın ve bundan ödün vermeyin. Aralarda kendinizi ödüllendirmeniz motivasyonunuzu da arttıracaktır.

“Sevgili gençler, unutmayın! Sınav dönemi başı ve sonu belirli olan geçici bir süreçtir. Bu süreçte attığınız her adım, geleceğinizin bir iz düşümü olarak yarın karşınıza gelecektir. Hepinize çıkmış olduğunuz bu meşakkatli yolda başarılar dileriz.”

Deha Koleji Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi